Zira onu zaten yedik. Yeni yönetmelikle alevlenen GDO tartışmalarında kafanız karıştıysa, buyurun.
Hayatımızı nasıl değiştirecek?
"Geçen sene tarlama ekilen mısırlar GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) idi" diyor Çanakkaleli çiftçi. İsminin açıklanmasını istemiyor, çünkü tohum aldığı firmayla önümüzdeki senelerde de çalışmak zorunda: "Başka alternatif yok. Tohumu veriyorlar. Sözleşmeye göre her şeyi onların belirlediği kurallara göre yapmak zorundasın. Ekimin nasıl yapılacağını, hangi firmaya ilaçlama yaptıracağını hep onlar belirtiyor. Sonra kendi adamlarını getirip, dişi tohumların tüm püsküllerini kopartıyorlar, ardından erkek tohumlar toplanıyor. En sonunda dişiler olgunlaşınca, yine gelip kendileri mahsulü kaldırıyor. Ürünü de onlar satın alıyor. Biz kendi mahsulümüzü eksek, satamıyoruz."
Tarlasına ekilen mısırlar alıştığından daha az ilaçlandığı için ve bir sonraki seneye tohum vermediğinden, Çanakkaleli çiftçi tohumlarının GDO'lu olduğunu iddia ediyor: "Önceden mısırın, ayçiçeğinin tohumunu bir sonraki sene de ekerdin. Artık tohumlar kısır, tarlaya dökülen ayçiçeği tohumlarından yeniden filizlenenler oluyor. Bir bakıyoruz, tek gövde olması gereken filizden üç beş kafa çıkıyor. Hepsi cılız, büyüyemeden kuruyor." (Newsweek Türkiye)