Sosyal Güvenlik Kurumu ile Türk Eczacıları Birliği arasında yaşanan ilaç krizinin perde arkası...
Sadettin ORHAN yazdı…
Mütemadiyen gündemimizi işgal eden ilaç ve eczane tartışması, son günlerde yine gündeme oturdu. Hatırlanacağı üzere bu yılın başında da Sosyal Güvenlik Kurumu ile Türk Eczacıları Birliği (TEB) ilaç alım protokolü konusunda kriz noktasına gelmişti. Daha sonra bazı pürüzlerin aşılmasıyla birlikte protokol imzalandı. Fakat ne zaman ki Hükümet ilaç firmalarıyla masaya oturdu ve 2010 yılında 2,5 milyar TL'yi devletin ve vatandaşın cebinde bırakacak bir formül buldu, TEB'den yine bir feryat yükseldi. "Bizim stoklarımız var, ilaç fiyatlarında yapılacak indirim stoklarımız için uygulanmasın" denildi. SGK buna da bir çözüm buldu ve 75 gün boyunca indirimli fiyatların uygulanmayacağı duyuruldu. Ancak bu taviz de TEB'i tatmin etmedi ve gerilimi tırmandırmaya devam etti ve hâlâ da ediyor.
Biraz geçmişe gidelim
İsterseniz Türkiye'de eczacıların sadece son 4-5 yılda nereden nereye geldiğini kısaca hatırlayalım. 2005 yılına kadar bütün SSK'lılar ve hak sahipleri (yaklaşık 37 milyon kişi) SSK hastanelerinde tedavi olabiliyor ve ilaçlarını da bu hastanelerdeki eczanelerden alıyorlardı. Bunun dışında çok sınırlı sayıdaki serbest eczaneden ilaç alabiliyorlardı. Aynı yıl içerisinde SSK hastaneleri Sağlık Bakanlığı'na devredildi. Bu kapsamda SSK'lıların bütün hastanelere başvurmaları ve bütün serbest eczanelerden ilaç alabilmelerinin yolu açıldı. Yani bugün sayıları 24 bin civarında olan serbest eczanelere ilave 37 milyon müşteri yönlendirilmiş oldu. Doğal olarak bütün eczaneler hem müşterilerini hem de cirolarını ikiye katladı.
Öte yandan eczacılara yapılan jest bununla da sınırlı kalmadı. Ödeme sistemi hızlandırıldı, 7-8 ayda ve bazen yıla varan sürelerde devletten para alabilen eczacılara, 45-50 günde ödeme yapılmaya başlandı. Buna ilaveten düşük cirolu eczacıları gözeten çok sayıda düzenlemeye gidildi.
TEB devreden çıkarılmazsa...
Eczacılara yönelik bunca iyileştirmeye rağmen, TEB'in sürekli gerilim politikası izlemesini izah etmek mümkün değil. Bir kere eczacıların şunu iyi bilmesi gerekiyor ki eczacılara yönelik bunca iyileştirme TEB'in oluşturduğu baskı gücünden değil, vatandaşın sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmaya dönük hükümet politikasından kaynaklanıyor. Yoksa TEB bu ülkede birkaç yıldır değil, 1956 yılından beri vardı.
Diğer taraftan 72 milyonluk bir ülkenin, ilaç gibi en temel sağlık gereksinimine ulaşması hiçbir örgütün, kişinin ya da grubun keyfine bırakılamaz. Daha da önemlisi, insanların ilaca ulaşamama riskini pazarlık gücüne dönüştürmek hiç kimsenin hakkı değildir. Dolayısıyla ilacı pazarlık konusu olmaktan çıkarmak için SGK'nın TEB ile değil, her bir eczane ile tek tek sözleşme imzalaması hayati öneme haiz.
Kaynak: Bugün